Blog Listem

28 Haziran 2024 Cuma

Yolda Olma Hali

Merhaba herkese! 

 Duygularımı yönetme yolculuğunda ilk fark ettiğim şey, her insanın, bir döngü içinde belirli ritimde devam eden ve kendi içinde sıralı olarak sürekli değişen duygulara sahip olmalarıydı. Birbiri ardına sıralanmış duyguların geçişli halini izlerken, onları birer vagona benzettim. Yaşadığımız birbirinden farklı olaylara rağmen, duygular benzer döngülere sahiptir ve her birinin bir başlangıcı ve sonu vardır. Duyguların bir yolculukta olduğunu gördüğümüzde anlarız ki, zihnin içinde gerçekliğe uygun olarak yaratılan duyguları birer vagona koyabiliriz ve onların akış döngüsünü gözlemleyebiliriz. Duygulara karşı sadece izleyici olabilmek de mümkün.

 Duyguları yaratabilen aslında biziz ve yaratabiliyorsak, onları istediğimiz gibi değiştirmek de bizim elimizde. Gün içinde, herhangi bir farklı gerçeklikle karşılaştığımız zaman, durum üzerinde uyanacak duyguyu ve o duygu içinde kaç saniye kalmamız gerektiğini de biz seçebiliriz. Geçen Nisan ayında Bodrum'da bir arkadaşımla otururken, bir adam tam gözümüzün önünde motordan düştü. Arkadaşım, kendisini bana yeni tanıtıyordu ve sanıyorum ki, diğer insanlara karşı duyarlı biri olduğunu düşünmemi istediği için düşen kişiyi gördüğünde, "aaaa bir şey oldu mu, umarım iyidir, tüh ya" gibi tepkiler verdi. Arkadaşım bu tepkileri verirken adam çoktan yerden kalkmıştı ve ben adamın motordan düşmesine karşı herhangi bir duyguya sahip değildim. Arkadaşımın verdiği tepkiler samimiyetsiz geldiği için de ona, "ölmedi sonuçta, ölse üzülürdüm, düştüğü için maksimum 1 dakika üzülürüm geçer" dedim. Arkadaşım da yüzüme baktı, "1 dakika çokmuş bence 30 saniye yeterli" dedi. Kendisi duygularını kontrol etmekte ve hangi duyguda kaç saniye kalacağını ayarlamakta o kadar iyiydi ki...ben de bu özelliği hemen ondan çaldım:) 

Peki ya istemsizce beliren ve içinden çıkamadığımız "kötü" duygular içindeyken ne yapacağız? 

 Negatif duyguları yönetmek her zaman kolay olmuyor, ama önce fiziksel sağlığımıza bakmalıyız. Hormonlarımız dengeli olmadığında, kan değerlerimiz iyi olmadığında veya tiroid sorunları yaşadığımızda çok mutsuz hissedebiliriz. Üst üste mutsuzluk yaşadığınızı hissederseniz mutlaka doktora danışın. Sağlık sorunlarınız olmadığı varsayımı dahilinde kötü duygular içindeyseniz, negatifliğin içinde derinleşmek yerine, doğal akışınızda hayat içinde ilerlerseniz o kötü duyguların kendiliğinden yok olacağını bilmenizi isterim. Çünkü duygular sürekli değişir. Bunun bilincinde olmalı ve hiçbir zaman durup geçmesini beklememeliyiz. Sürekli hareket halinde, sürekli ilerleme halinde olmalıyız. Duyguları yönetebilmenin bir diğer kuralı "durmadan ilerlemektir." Bu bahsettiğimi sadece fiziksel ilerlemek olarak düşünmeyin, zihinsel ilerlemeyle kendinizi durmadan geliştirdiğinizde önünüzde bambaşka bir pencere açılıyor. Belki birden fazla pencere, hatta çok daha fazla kapılar açılıyor. Bana güvenin:)

Aynı zamanda, akış içinde ilerlerken her zaman pozitif, olumlu, neşeli olmayı beklemek gerçeklik dışıdır. Pozitif bakış açısına sahip olunmalı ama realiteden uzaklaşmadan, gerçekleri görerek ve iyi yöneterek hareket edilmelidir. Bazen kişisel gelişim işleri, diğer insanlar üzerinde "gerçeklik dışı bir pozitiflik" şeklinde algılanıyor. Ben bu algıya katılmıyorum. Tam tersi, bir insan kişisel gelişimle ilgilenerek gerçekliğe yaklaşır. Gerçekte kim olduğunu tanır ve kendini tanıyan insan, diğer insanları da kolayca tanıyabilir...böylece ilişkilerini geliştirir. Özünde hepimizin ne kadar benzer olduğunu fark eder ve farklılıklarımızla bir bütün olduğumuzu görür. 

 Yine bir zamanlar, araba yolculuğundayken tanıdığım biri "kişisel gelişimle çok ilgilenen insanların zamanla özgüven eksikliği yaşadığını" söylemişti. Bu fikre de kesinlikle katılmıyorum. Kişisel gelişimle çok ilgilenip kitaplar yazan, önemli programlara katılıp topluluklara hitap edebilen insanlar...kesinlikle özgüvensiz değiller:) 

 Yazının sonuna doğru yaklaşırken tekrar belirtmek isterim ki, insan hayat içinde sabit durduğunda (zihnen veya bedenen ilerlemek-değişmek-dönüşmek istemediğinde) kendisini ölüme terk etmiş gibidir. İnsan, hevesleri, mutlulukları, merakları olan canlı bir organizmadır ve sürekli hareket halinde olmalıdır. Hareket ettiği yönde, güzel ve iyi şeylere odaklanmalıdır. Daha çok sevmeli, daha çok aşık olmalı, olmadığını gördüğü bir ilişki içinde iletişime devam etmemeli ve hayat içinde oyalanarak zaman kaybetmemelidir. Çünkü, şu anki bilincimizle sahip olduğumuz sadece "bir yaşam döngüsü" içindeyiz ve süreç yeniden yeniden, durmadan devam ediyor. İlişkiler konusunda ise genellikle kendinizde eksik gördüğünüz şeyleri dışardan tamamlama ihtiyacı içine girip başka biriyle olmayı tercih ediyorsunuz. Aslında siz ne kadar tam olursanız, karşı tarafın sahip olduğu, onda sevdiğiniz ve beğendiğiniz özellikleri kendinizde yarattığınızda aslında ona pek ihtiyacınız olmadığını fark edeceksiniz. Birini seviyorsanız düşünün, "onun sahip olduğu neyi seviyorum?" Onun size sağladığı faydayı seviyorsanız, hemen kalkın ve o faydayı kendi kendinize sağlamanın bir yolunu bulun. Çünkü birine karşı duyulması gereken sevgi, "koşulsuz sevgi" bu değil. Koşulsuz sevgi, birinin varoluş halini hiçbir kişisel fayda sağlamaksınız sevmek demektir. Siz hiç Dünya'nın başka ucunda olan birini mutlulukla nefes alıyor diye sevdiniz mi? Ben sevdim:) 

 Konuyu iyice dağıtmadan burada kapatıyorum.

 Hayat içinde hiçbir şeyin garantisi yoktur ve o belirsizlik hissi insanı yaşama bağlı tutar. Bizler yeter ki kendimiz olarak var olalım, erdemlerimizi yansıtmaktan vazgeçmeyelim. Mutlu olmak için, neşeli olmak için çok fazla ihtimal olduğunu bilelim, her gün yeniden bambaşka güzel hislere uyanmaya niyet edelim. Yeter ki yolda olma halinden vazgeçmeyelim. 

 Yolda olmak, yaşam içinde var olmak demektir.                                                                                       Sevgiyle yaşayalım ve sevgiyle her zaman yolda olalım!


21 Haziran 2024 Cuma

Finansal Limitlerden Özgürleşmek - Bolluk Bilincine Geçmek

Herkese Merhaba,

 Bugün olabildiğince gerçekçi bir yaklaşımla bolluk bilincine geçmek hakkında düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Şimdiki zamanda hemen hemen herkesin evinde "ben zenginim" ile başlayan olumlama cümleleri yazdığı afirmasyon defteri vardır. Sayfalarca afirmasyon cümleleri ile doldurulmuş defterler, bilinçaltını kodlamak için bir adım olarak düşünülebilir. Kişisel fikrime ve deneyimlerime dayanarak, bunun tek başına yeterli olmadığını söylemeliyim. Bilinçaltınızı, olumlama cümlelerini sayfalarca yazarak değiştirmeniz mümkün değil. Özellikle bolluk, bereket ve para akışı gibi enerjileri hayatınıza dahil etmek için blokajlardan özgürleşmek ve paraya kavuşmaya engel olan kök inançları tespit edip değiştirmek gerekiyor. Yine kişisel deneyimlerimden yola çıkarak söylemeliyim ki, bunlar için "ThetaHealing" tekniklerinin kullanılmasını öneriyorum. 
 
  Bireysel olarak, herhangi bir teknikten faydalanmadan yapabileceğimiz nelerdir diye soracak olursanız da bahsetmek isterim ki, para sıkıntısı çektiğiniz ve hayatınızda bir şeyleri sınırlamak zorunda kaldığınız zor dönemlerde, hareket özgürlüğünüzü kaybettiğinizi ve sıkıştığınızı hissettiğinizde ilk olarak, evrende bolca olan şeylere odaklanıp zihninizi rahatlatın. En önemli bolluk, hayatın doluluk duygusudur. Günlerinizi dolduracak, para aracılığıyla yapılmayan basit aktivitelere yönelin. Caddelerde yürüyüş yapmak gibi, güzel bir çiçekçinin önünden geçerken o dükkanın içinde bolca bulunan çiçeklere bakıp kalbinizde o bolluğun hayranlığını hissedebilirsiniz. Evinizin yakınlarında bulunan bir parkta oturup etrafta bolca bulunan güzel sokak hayvanlarına bakıp yine o bolluğa ve güzelliğe odaklanabilirsiniz. (Özellikle yaz aylarında, sokak hayvanlarına su vermeyi unutmayalım.) 
 Böylelikle, evrende zaten doğal olarak fazlaca bulunan şeylere odaklandığınızda, banka hesabınızdaki kısıtlılık düşüncesinden bir süreliğine de olsa uzaklaşmış oluyorsunuz. Banka hesabınızdaki paraya bakıp "pek bir şeyim kalmadı düşüncesi" insanın üzerinde eksiklik hikayesi yaratmaya başlar. Bunu kafamızdan soyutlamak için sizlere önerim, bolluk içinde olduğunuz alanlara odaklanmanız. Derin bir şükran duygusu hissederek o bolluğu yaşamanız, zihninizdeki eksiklik hikayesini nötr hale getirir. Nötr duruma gelmiş bilincimizle bir sonraki adıma geçebiliriz. 

 - "Eyleme geçmek" adımı.

 Nötr hale gelmiş bilinçle ilk olarak eylem şekillerinize bakın. Para size geldiği zamanlarda ona karşı nasıl davrandığınıza, para harcama yönetimine ve bilgisine sahip olup olmadığınız veya para akışını sürdürülebilir halde yaratabilmek için daha fazla kaynak oluşturmak adına eylem planlarınızın neler olacağı hakkında düşünmeniz gerekir. Bolluk duygusunun yaşamınıza tezahür etmesini istediğiniz her ne ise (para dışında sevgi, aşk da olabilir) bolluk duygusunun o duruma akması için eylemlerle birleştirilmesi gereklidir. Para konusu için düşünecek olursak mutlaka daha fazla bolluk elde etmek için yapmak istediğiniz, yapabileceğiniz bir iş vardır. Manifest yöntemlerinden hangi tekniği kullanırsanız kullanın, bir tür eylemle (işle) birleştirerek yaparsanız yüksek seviyede bolluk üretebilirsiniz. 

 Sevgiler,  

20 Haziran 2024 Perşembe

Karmaşık Zihni Yönetmek

 Herkese merhaba! 

Fark ettim ki, insanlar geçmiş hayallerinden bahsederken olumsuz durumlara dönüştüğünü ve hayallerini yaşayamadıklarını anlatıyorlar. Hayal ettikleri şekilde, umutları doğrultusunda yaşamlarını şekillendirememiş ve geçmiş-gelecek karmaşasını zihinlerinde tazeleme döngüsüne hapsolmuş kişilerle karşılaşıyorum. Bugünün konusu onlar için...

 Küçük bir çocukken gelecekte ne olmak istediğimizi sormuşlardır, çoğunluğumuz birer meslekle tanımlamıştır bu sorunun cevabını. Doktor olmak istiyorum, annem gibi öğretmen olmak istiyorum, dansçı olmak istiyorum... Ben ise hep "önemli biri olmak ve mutlu olmak istiyorum" derdim. Taze bir zihinle, hayata geliş amacımı "yaşamak ve mutlu olmak" olarak belirlemiştim. Şimdi baktığımda, bu hayat amacını gerçekleştirmek her zaman için mümkün olamasa bile önemli olan, mutlu olmak uğruna hayat içinde doğru adımlar atabilmek ve hayata doğru bir bakış açısından bakabilmek diyebilirim. 

 Eskiden, teknoloji bu kadar gelişmediği ve herkesin elinde sürekli baktığı ekranlar olmadığı dönemlerde insanlar dışarı çıkıp sosyalleşmese bile dışarda beklerken etrafı izler ve an içinde var olabilirlerdi. Mesela durakta otobüs beklerken gökyüzüne bakarlardı. Kısa süreli gökyüzüne bakma anında, insanın doğal olarak sahip olduğu ferahlık hissi zihinlerine yayılır ve anlık olarak zihin dağınıklığı temizlenirdi. Karmaşık zihinden uzaklaşmak, mevcut zamana ve şimdiki ana odaklanmayı sağlar. Her insanın, bu doğal ferahlık hissine ulaşabileceği en kolay yol sonsuz gökyüzüne bakmaktır.  

 Fransızca' da, Almanca' da, İspanyolca' da cennet ile gökyüzünü ifade ederken aynı kelimeleri kullanırlar. Eski Türkler' de de var olan gök tanrı inancını örnek gösterirsek, insanların öldükleri zaman gökyüzü cennetine gideceği bilinci atalarımızdan gelen kodlara işlenmiş şekilde yaşıyoruz diyebiliriz. İnsanlık için en önemli şeylerden biri cenneti bulmaktır, gökyüzüne yaklaşmaktır ama insanlar cenneti yaşarken veya gökyüzünün engin ferahlığını hissederken, mevcut durumda hayatlarındaki her sorunun kendiliğinden hallolacağı yanılgısı yaşarlar. Fakat iyi bilinmelidir ki, böceklerden bitkilere, hiçbir yaşam formu için hayat her zaman kolay olmayabilir. Yaşamın kendi içinde zorlukları, değişik boyutlarda dalgalanmaları mevcuttur. Örneğin zengin olan birinin de kendi hayatında yaşadığı sorunlar vardır, bir öğrencinin de... Her birimizin kendi deneyimlerine bağlı olarak kendi hayat döngüsünde inişler-çıkışlar, problemler olabilir. Hatta manevi arayış içindeki, aydınlanmış olarak nitelendirilen kişilerin de yaşamlarında sorunlar vardır. Ama bilinmelidir ki aydınlanmış, cenneti bulmuş veya gökyüzü ferahlığı içinde olan kişilerin, hayatın zorluklarına yanıt verme şekilleri diğer insanlardan farklıdır. 

 Toplum olarak ileriye doğru büyük bir evrimsel sıçrayış yaşayabilmemiz için hayatın problemleriyle karşılaştığımızda mutsuz olmak yerine nasıl hissedeceğimizi yönetebilmemiz, olaylar karşısında bilinçsizce, tepkisel veya şikayet edici davranmaktan uzak olmamız ve kendimizi kurban olarak görmememiz gereklidir. 

 İstediğimiz her şeyi elde ettiğimizde de hayatın zorluklarıyla karşılaşmaya devam edeceğiz. Asıl önemli olan, hayat bize meydan okuduğunda tepki göstermeden, anlayışla yaklaşarak "Ah işte evet, burada bir meydan okuma var" diyebilecek farkındalıkta olmamızdır. Bu yaklaşım bizlere bilinçli, kontrollü ve hayal ettiğimizden daha tatmin edici bir ferahlık sağlar. Gerçek cennet budur. 

Sevgiler,

  

15 Haziran 2024 Cumartesi

Manifestler Nasıl Gerçekleşir? Bilinçli tezahürün ilk adımı nedir?

Merhaba canım arkadaşlarım,

 Hayalini kurduğumuz dünyanın, hayatımıza tezahür etmesi için bir arada olması gereken parametrelerin ilk maddesi hakkında yazmak istiyorum. 
 Manifestlerin gerçekleşmesinin özü, kişinin kim olduğu ve kim olmayı seçtiği, nasıl bir çevre içine doğduğu konularına dayanıyor. 
 Sizce insan doğduğu zaman "boş bir sayfa" mıdır? Yoksa doğu terminolojisinde inanıldığı üzere "karma" denilen belirli bir yük ve yükümlülükle mi dünyaya gelir? 
 Kendi fikrimi dile getirecek olursam, Karma'ya inanmasak bile bebek olarak dünyaya gelen insanın, genlerindeki genetik kodlamaların ileriki yaşamında dönüşeceği kişiyle ilgili olarak belirli bir yol haritasına sahip olduğunu söylemeliyim. Bir insan incelendiğinde, genlerindeki aktivasyonlarla, var oluş amacının ve dünyaya sağladığı katkıların, birbiriyle örtüşür olduğunu ortaya koyan çok fazla bilimsel çalışma mevcut. Bireyin gelişmesinde, doğal yetiştirilmenin geleneksel ifadesinin yanı sıra bebek olarak içine doğduğu çevre ve hatta annesinin, bebek doğmadan önceki duygusal durumu da bireyin gelecek hayatını şekillendirmede önemli bir rol oynar. Her insan belirli bir dizi zihinsel ve duygusal koşullanmayla dünyaya gelir ve koşullanmalar kişinin dünyayı nasıl algıladığını belirler. Her insanın dünyayı algılayış şekli birbirinden farklı olabilir ve mesela herkesçe bilinen "dürüstlük, saygı, sevgi, sadakat, güven" gibi kavramlar hakkında farklı bireysel tanımlar oluşabilir. 
 Biz insanlar, içine doğduğumuz zihinsel ve duygusal koşullanma aracılığıyla olayları algılarız ve olaylara verdiğimiz tepkileri de koşullanmalarımız belirler. Bunları yaşatmada atalarımızdan getirdiğimiz inanç ve kabuller de büyük rol oynar. Şimdi bir anneden örnek vermek istiyorum. Bir anne hayal edin, genç yaşta evlenmiş 2 tane kız çocuk sahibi olmuş. Eşi tarafından aldatıldığını öğrenip boşanmış, 52 yaşında kalp krizi ve yüksek tansiyon sebebiyle vefat etmiş. Bu annenin, iki kızının da benzer bir hayata sahip olması, eşleri tarafından aldatılmaları ve hatta anne ile tam rezone olmuş kızının 52 yaşındayken ortaya çıkan yüksek tansiyon sorunları ve kalp krizi yaşama ihtimali fazladır. (Bu örnek yaşanmış bir hikayeden alınmıştır. Durum anlattığım gibidir ve kontrol altındadır.) Bu örnekteki gibi sayısız yaşam vardır. Yeterince fark edilirse hepimizin hayatında atalarından gelen benzer rezoneler mevcuttur. Sahip olduğumuz zihinsel ve duygusal koşullandırmaların farkında olup hayatımızı, bilinçsizce tezahür eden manifestlerden kurtarmak bizim elimizde. 
 Bilinçli şekilde tezahür eden manifestlerin, bizim istediğimiz şekilde çalışır hale gelmesi için işleyişin bilincinde olmalı, dünyaya geldiğimiz anda kim olduğumuz hakkında somut-net bir farkındalıkla derin bir kabulleniş yaşamalıyız. Çünkü kabul etmediğimiz bir şeyi değiştirmemiz, dönüştürmemiz maalesef mümkün değildir. 
 Aynı zamanda "benim hayatımda yanlış giden durumlar daima başkalarının hatasıdır" bakış açısı da egodan kaynaklanır ve bilinçsiz tezahür edişin kökenini oluşturur. Çevrenizde, hataları sürekli başkalarında gören kişiler var mı? Onlara dikkatli bakarsanız, yaşadığı kötü durumlar için devleti suçlarlar, annelerini-babalarını suçlarlar, kaderi suçlarlar, tanrıyı suçlarlar veya sosyal koşulları suçlarlar. Onlar kendi içlerine bakıp kendi koşullandırmalarını görmedikleri sürece, tepki verdikleri her negatif durumu güçlendirip kendilerine olumsuz durumları yaşatmaya devam edeceklerdir. Zorlayıcı ve olumsuz durumlara tepki vererek güçlendirmek size daha fazlasını yaşatır. 
 Odaklandığınız şeyi büyütürsünüz. Dilerim ki bugün herkes kendisine odaklanmayı ve kendisini güçlendirmeyi seçer, mutlu bir hayat için ilk adımı atar.

Sevgiler, 

12 Haziran 2024 Çarşamba

Let's Meet in Love

 What do you think is the common characteristic of people who do not dare to face problems, run away from the facts and try to ignore the facts?

 When they are faced with situations that are not going well, they do not know how to fix them. They are so afraid of not being able to get out of the situation that they don't know where to run to. They generally act as if they haven't heard, seen or have any information about it. They ignore their own power.

 One of the most important things I am sure of is that "no problem or negative situation will remain unsolved." How do I know this? Of course, not because I am a special person who is gifted with the ability to see the answer in every problem. I can do this because I can choose to change my perspective on different issues and look from multiple perspectives.

 There is no problem that we cannot solve by realizing what the point we need to see is by looking at the feelings that the negative situation creates in us and the projection it is aligned with in our body! We can think of this technique as a mathematical equation. 100% clear - accurate - works - solves problems. I say that this analysis work works, reinforced by the events I have experienced many times and believing with all my heart. If I had to give a small example, I could talk about the cycle of someone I met during a short trip, starting a business - experiencing booms and busts, which has been repeated many times throughout his life. While talking to the person, I realized that the main reason for his career life problems was lack of trust, and that the damage caused by the problems he had with his father had a reflection on his life, corresponding to the person's career points, and many other issues. Do you think we worked with the person in this example and transformed his life? Or have we continued to tune out and ignore the problems because the person is not ready? Let the comment be yours.

 I choose to work with people who want more from life! This is an open call to you. Let's solve every problem that you think is impossible to solve together. Let us courageously accept to look at the facts and see the truth. I am with you.


Let's meet in love.

Hadi Gel Sevgide Buluşalım

 Sorunlarla yüzleşmeye cesaret edemeyen, gerçeklerden kaçan ve gerçekleri görmezden gelmeye çalışan insanların ortak özelliği sizce nedir? 

  İyi gitmeyen durumlarla yüzleştiklerinde bunları nasıl düzelteceklerini bilmiyor olmalarıdır. İşin içinden çıkamamaktan o kadar korkarlar ki nereye kaçacaklarını bilemezler. Genelde de duymamış, görmemiş ve hiç haberleri yokmuş gibi davranırlar. Kendi güçlerini görmezden gelirler. 

 Benimse emin olduğum en önemli şeylerden biri "hiçbir sorunun ve olumsuz durumun çözümsüz kalmayacağıdır." Bunu nasıl biliyorum? Her problemin içinde cevabı görebilme yeteneği bahşedilmiş özel biri olduğum için değil tabi ki. Farklı konular üzerinde bakış açımı değiştirmeyi seçebildiğim için ve birden çok perspektiften bakabildiğim için yapabiliyorum bunu. 

 Yaşanan olumsuz durumun bizde uyandırdığı hislere ve bedenimizde hizalandığı iz düşüme bakarak görmemiz gereken noktanın ne olduğunu fark edip halledemeyeceğimiz herhangi bir sorun yok! Bu tekniği matematiksel bir denklem olarak düşünebiliriz. 100% net - kesin - çalışır - problem çözer. Bu analiz çalışmasının işe yaradığını, defalarca deneyimlediğim olaylarla pekiştirerek ve tüm kalbimle inanarak söylüyorum. Küçük bir örnekle anlatmam gerekirse, kısa bir yolculuk esnasında tanıştığım birinin, hayatı boyunca defalarca tekrarlanan şekilde iş kurması - yükseliş yaşaması ve batırması döngüsünden bahsedebilirim. Kişiyle konuşurken kariyer hayatı problemlerinin ana sebebinin, güven eksikliği sorunları olduğunu ve babasıyla yaşadığı problemlerin onda bıraktığı hasarların, hayatındaki iz düşümünün kişinin kariyer noktalarına denk geldiğini ve daha bir çok konuyu fark etmiştim. Sizce bu örnekteki kişiyle çalışma yapıp hayatını dönüştürdük mü? Yoksa kişi hazır olmadığı için problemleri duymazdan ve görmezden gelmeye devam mı ettik? Yorum sizin olsun. 

 Hayattan daha fazlasını isteyen kişilerle çalışmayı seçiyorum! Bu size açık çağrıdır. Çözülmesi imkansız sandığınız her problemi gelin birlikte çözelim. Gerçeklere bakmayı, gerçekleri görmeyi cesaretle kabul edelim. Ben sizinleyim.

Sevgide buluşalım. 

10 Haziran 2024 Pazartesi

Duygu-Düşünce Kontrolü Çalışması ve Human Design

 İnsan olarak bazen duygularımıza veya düşüncelerimize takılı kalabiliyoruz. Kendimizi o an için düşüncelerimizden ibaret sanabiliyoruz. Bu bir yanılgı içinde olduğumuzun göstergesi. İnsan kendi özünde gelip geçici duygulardan ve anlık, değişime açık düşünceler bulutundan çok daha fazlasıdır. 

 Duygularımız, rüzgarlı bir havada yer değiştiren bulutlar gibidir. Bazen bir anda değişir, bazen günler içinde değişir, aylar içinde değişir... Duyguları izlemek, onlara karşı sorgulayıcı davranmak bizi geliştirebilir. Örneğin ben "Human Design" sisteminde duygular merkezi tanımsız biri olarak, bana yansıtılan duyguları an içinde kendi duygularım gibi sahiplenen biriydim. Bunu öğrendikten sonra kendi duygularıma bakış açım çok değişti. Mesela sıradan bir günde sıradan bir arkadaşımla görüşüyordum, onun duygusal yoğunluğu altında kalıp arkadaşımın üzüntülerini, hislerini kendi bedenimde hissediyordum. Eskiden, duygular merkezimin tanımsız olduğunu ve yaşamımdaki etkilerini bilmediğim zamanlar, bu duyguları sahiplenir ve işin içinden çıkamazdım. Şimdi kontrol edebilmek için kendimi nötr ortamlara sokup duygularımı sorguluyorum. Bu benim duygum mu? Bunu neden hissettim? Bana bunu ne hissettirdi? gibi sorulara kendi içimde verdiğim cevaplarla kolaylıkla nötr hale gelebiliyorum. 

 Hayatın akışı içinde duygularımız ve düşüncelerimiz dönemsel olarak değişir. Bu döngülerin farkında olmak, bazen sebep-sonuç ilişkisiyle yaklaşmak kontrol mekanizmamızı geliştirir. Hayat içinde ayakları yere sağlam basan, ne istediğini bilen kişiler olmak ve aynı zamanda duygularını özgürce yaşayıp kolaylıkla sözcüklere ve eylemlere dökebilmek için duygu-düşünce kontrolünü sağlamamız gerekiyor. 

 Sizlere, akış içinde duygu-düşünce kontrolü sağlamak için yoga pratikleri ile destekli meditasyon çalışması yaptırmak isterim. Bu çalışmayı birlikte deneyimlemek isterseniz lütfen bana ulaşın! 

"Human Design" isimli sistemin ayrıntılı sohbeti için de ulaşabilirsiniz. 

Sevgiler, 

İyileşmek ve İyi Hissetmek Arasındaki Fark: İçsel Çocuğunuzla Tanışmak

  İyileşmek ve İyi Hissetmek Arasındaki Fark: İçsel Çocuğunuzla Tanışmak  Bir gün kötü hissedersiniz, bir şeyler yaparsınız — sevdiğiniz bir...