Herkese merhaba!
Fark ettim ki, insanlar geçmiş hayallerinden bahsederken olumsuz durumlara dönüştüğünü ve hayallerini yaşayamadıklarını anlatıyorlar. Hayal ettikleri şekilde, umutları doğrultusunda yaşamlarını şekillendirememiş ve geçmiş-gelecek karmaşasını zihinlerinde tazeleme döngüsüne hapsolmuş kişilerle karşılaşıyorum. Bugünün konusu onlar için...
Küçük bir çocukken gelecekte ne olmak istediğimizi sormuşlardır, çoğunluğumuz birer meslekle tanımlamıştır bu sorunun cevabını. Doktor olmak istiyorum, annem gibi öğretmen olmak istiyorum, dansçı olmak istiyorum... Ben ise hep "önemli biri olmak ve mutlu olmak istiyorum" derdim. Taze bir zihinle, hayata geliş amacımı "yaşamak ve mutlu olmak" olarak belirlemiştim. Şimdi baktığımda, bu hayat amacını gerçekleştirmek her zaman için mümkün olamasa bile önemli olan, mutlu olmak uğruna hayat içinde doğru adımlar atabilmek ve hayata doğru bir bakış açısından bakabilmek diyebilirim.
Eskiden, teknoloji bu kadar gelişmediği ve herkesin elinde sürekli baktığı ekranlar olmadığı dönemlerde insanlar dışarı çıkıp sosyalleşmese bile dışarda beklerken etrafı izler ve an içinde var olabilirlerdi. Mesela durakta otobüs beklerken gökyüzüne bakarlardı. Kısa süreli gökyüzüne bakma anında, insanın doğal olarak sahip olduğu ferahlık hissi zihinlerine yayılır ve anlık olarak zihin dağınıklığı temizlenirdi. Karmaşık zihinden uzaklaşmak, mevcut zamana ve şimdiki ana odaklanmayı sağlar. Her insanın, bu doğal ferahlık hissine ulaşabileceği en kolay yol sonsuz gökyüzüne bakmaktır.
Fransızca' da, Almanca' da, İspanyolca' da cennet ile gökyüzünü ifade ederken aynı kelimeleri kullanırlar. Eski Türkler' de de var olan gök tanrı inancını örnek gösterirsek, insanların öldükleri zaman gökyüzü cennetine gideceği bilinci atalarımızdan gelen kodlara işlenmiş şekilde yaşıyoruz diyebiliriz. İnsanlık için en önemli şeylerden biri cenneti bulmaktır, gökyüzüne yaklaşmaktır ama insanlar cenneti yaşarken veya gökyüzünün engin ferahlığını hissederken, mevcut durumda hayatlarındaki her sorunun kendiliğinden hallolacağı yanılgısı yaşarlar. Fakat iyi bilinmelidir ki, böceklerden bitkilere, hiçbir yaşam formu için hayat her zaman kolay olmayabilir. Yaşamın kendi içinde zorlukları, değişik boyutlarda dalgalanmaları mevcuttur. Örneğin zengin olan birinin de kendi hayatında yaşadığı sorunlar vardır, bir öğrencinin de... Her birimizin kendi deneyimlerine bağlı olarak kendi hayat döngüsünde inişler-çıkışlar, problemler olabilir. Hatta manevi arayış içindeki, aydınlanmış olarak nitelendirilen kişilerin de yaşamlarında sorunlar vardır. Ama bilinmelidir ki aydınlanmış, cenneti bulmuş veya gökyüzü ferahlığı içinde olan kişilerin, hayatın zorluklarına yanıt verme şekilleri diğer insanlardan farklıdır.
Toplum olarak ileriye doğru büyük bir evrimsel sıçrayış yaşayabilmemiz için hayatın problemleriyle karşılaştığımızda mutsuz olmak yerine nasıl hissedeceğimizi yönetebilmemiz, olaylar karşısında bilinçsizce, tepkisel veya şikayet edici davranmaktan uzak olmamız ve kendimizi kurban olarak görmememiz gereklidir.
İstediğimiz her şeyi elde ettiğimizde de hayatın zorluklarıyla karşılaşmaya devam edeceğiz. Asıl önemli olan, hayat bize meydan okuduğunda tepki göstermeden, anlayışla yaklaşarak "Ah işte evet, burada bir meydan okuma var" diyebilecek farkındalıkta olmamızdır. Bu yaklaşım bizlere bilinçli, kontrollü ve hayal ettiğimizden daha tatmin edici bir ferahlık sağlar. Gerçek cennet budur.
Sevgiler,
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder