Blog Listem

7 Ocak 2025 Salı

Tüm Bedenimi Saran Aşk Hormonu

Hayatımıza Görünmez Dokunuşlar

Hayatımızın en derin anları, bazen farkında bile olmadan vücudumuzdaki kimyasal bir dansın eseri olabilir. Sevdiğiniz birine sarıldığınızda içinizi ısıtan his, ani bir başarı anında kalbinizin hızlanışı veya huzurlu bir uykudan sonra güne enerjiyle uyanmanız...

 Tüm bunların ardında, hormonlar adı verilen mucizevi haberciler yer alır. 

 Özellikle “aşk hormonu” olarak bilinen oksitosin, ilişkilerimizdeki bağları güçlendiren ve mutluluk hissimizi zirveye taşıyan temel bileşenlerden biridir. 

 Peki, bu hormonlar hayatımızı nasıl şekillendirir ve dengeleri neden bu kadar önemlidir? 

Gelin, birlikte keşfedelim.

Aşkın Kimyası: Oksitosin’in Gücü

Bilim insanları oksitosini “bağlanma hormonu” veya “sevgi molekülü” olarak tanımlar. Bu hormon, sarılma, dokunma ve göz teması gibi fiziksel ve duygusal temaslar sırasında salgılanır. Özellikle romantik ilişkilerde, dostluklarda ve hatta evcil hayvanlarımızla olan etkileşimlerde etkisini gösterir.

Bağlanma ve Güven: Sosyal bağları güçlendirir, güven duygusunu artırır.

Stres Azaltma: Kortizol seviyesini düşürerek kaygıyı hafifletir.

Mutluluk ve Rahatlama: Endorfin ve serotonin gibi diğer mutluluk hormonlarıyla işbirliği yaparak iç huzuru destekler.

Bu hormonun eksikliği ise yalnızlık hissi, güvensizlik ve depresif belirtilerle kendini gösterebilir.


Hormon Dengesi: İçsel Ritmimizi Nasıl Etkiler?

Vücudumuzda oksitosin kadar önemli başka hormonlar da bulunur, ben aşk kadını olduğum için aşk hormonu üzerinde durmak istedim ama bilmelisiniz ki hormonların her biri bir orkestranın enstrümanları gibi uyum içinde çalışmak zorundadır. 

 İşte hormon dengesinin hayatımıza etkileri:

💫Melatonin – Uykunun Efendisi: Gece olduğunda salgılanan melatonin, uyku döngülerimizi düzenler. Eksikliğinde uykusuzluk, yorgunluk ve stres artışı gözlemlenebilir.

💫Serotonin – Mutluluğun Anahtarı: Zihinsel dinginlik ve pozitif ruh haliyle ilişkilidir. Dengesi bozulduğunda depresyon riski artar.

💫Dopamin – Ödül Sistemi: Başarı ve tatmin duygusuyla bağlantılıdır. Eksikliği motivasyon kaybına ve isteksizliğe neden olabilir.

💫Kortizol – Stres Yönetimi: Stresle başa çıkmamıza yardımcı olur ancak fazlası kaygı ve huzursuzluk yaratabilir.

💫Büyüme Hormonu – Yenilenme ve Onarım: Uyku sırasında salgılanarak hücreleri onarır ve enerji dengesini sağlar.

Bu hormonların ahenkli çalışması, hem fiziksel hem de ruhsal sağlığımızı dengede tutar.

Aşk Hormonu ve Dengeli Bir Yaşam İçin İpuçları

Hormonlarınızı dengeleyerek oksitosin başta olmak üzere mutluluk ve sevgi hissinizi artırmak için şu önerileri deneyebilirsiniz:
1. Dokunmanın Gücü: Sevdiklerinize sarılın, ellerini tutun. Fiziksel temas oksitosin seviyesini artırmanın en etkili yollarından biridir.
2. Meditasyon ve Nefes Egzersizleri: Stresi azaltarak kortizol seviyelerini düşürür ve mutluluk hormonlarını destekler.
3. Sağlıklı Beslenme: Omega-3 yağ asitleri, B vitaminleri ve magnezyum açısından zengin besinler serotonin ve dopamin dengesini destekler.
4. Doğa ile Bağ Kurun: Açık havada yürüyüş yapmak, güneş ışığı almak melatonin ve serotonin seviyelerini artırır.
5. Uyku Hijyenine Dikkat Edin: Melatonin salgısını desteklemek için yatmadan önce ekranlardan uzak durun ve karanlık bir ortamda uyuyun.
6. Hayvan Sevgisi: Evcil hayvanlarla vakit geçirmek oksitosin salgısını artırarak mutluluk hissini yükseltir.

Sonuç: Sevgiyle Beslenen Kimya

Hormonlarımız, bedenimizde görünmez iplerle bağlı bir sahneyi yönetir. Oksitosin, bu sahnenin yıldızı olarak bizi bağ kurmaya, güven duymaya ve sevmeye teşvik eder. Ancak unutulmamalıdır ki, tüm hormonların dengeli çalışması genel mutluluk ve sağlığımız için kritik bir rol oynar.

Sevgi dolu bir dokunuş, huzurlu bir uyku veya doğayla iç içe geçen bir gün… Tüm bu küçük anlar, hormonlarımızın ritmiyle hayatımıza anlam ve mutluluk katar. Ve belki de en güzel şey, bu ritmi dengelemek için doğanın bize sunduğu basit ama güçlü yolların her an elimizin altında olmasıdır.

Unutmayın, sevgi ve mutluluk bir kimya işidir. Ve bu kimya, kalbiniz kadar bedeninizde de yaşam bulur! 
Yanınızda kimyanıza uygun muhteşem bir partner varsa da aşk kaçınılmazdır! Keyfine bakın💗

21 Aralık 2024 Cumartesi

21 Aralık - Hayat Yolculuğunuzun Şifresi

Herkese merhaba, bugün çok bereketli bir gün! 

Hepimiz için bereket kavramı farklılık gösterebilir. 2 sene önce, yaşadığım yerdeki nar ağaçlarından aldığım küçük ve çok ekşi narları kapımın önünde kırdığım aklıma geldi. Bana büyük hediyeler getirdi.

Bu sene de kıracağım narları, ama en tatlı olanlarını! 

Sürekli okuyorum, çalışıyorum araştırıyorum ama bazen bir an geliyor. Tüm taşlar yerine oturuyor! Dün gece öyle bir an yaşadım. Yine! 

"Kader Matrisi Haritaları" diye bir konu çıktı kaşıma. Biraz araştırıyım derken çok fazla bilgiye eriştim. 

Hadi gelin biraz ondan bahsedelim!


Kader Matrisi Haritası: Hayat Yolculuğunuzun Şifresi

Hiç hayatınızdaki olayların tesadüf olmadığını düşündünüz mü? Belki de karşınıza çıkan fırsatlar, zorluklar ve dönüm noktaları aslında bir planın parçasıdır. İşte tam bu noktada kader matrisi haritası devreye giriyor. Peki, kader matrisi haritası nedir ve bize neler anlatır? Gelin birlikte keşfedelim.


Kader Matrisi Haritası Nedir?

Kader matrisi haritası, hayatınızın şifresini çözmenize yardımcı olan bir rehber gibidir. Genellikle astroloji, numeroloji veya kişisel gelişim alanlarında kullanılan bu harita, doğum tarihiniz, saatiniz ve yeriniz gibi kişisel bilgilerden yola çıkarak hazırlanır. Amaç, sizin kim olduğunuzu, hayatta karşılaşabileceğiniz fırsatları, zorlukları ve yaşam derslerinizi anlamaktır.


Hayat Yolculuğunuzun Haritası

Bu harita, adeta bir pusula gibi size yol gösterir. Güçlü ve zayıf yönlerinizi analiz ederek, potansiyelinizi ortaya çıkarmanıza yardımcı olur. 

          Ayrıca:

Hangi alanlarda daha başarılı olabileceğinizi,

Karar verme süreçlerinizde nasıl bir yol izlemeniz gerektiğini,

İlişkilerinizde karşılaşabileceğiniz fırsat ve sınavları,

Ruhsal gelişiminiz için hangi dersleri öğrenmeniz gerektiğini gösterir.


Kaderinizi çözmek mümkün mü?

Birçok kişi kaderin değiştirilemez olduğuna inanır. Ancak kader matrisi haritası, size sadece yolunuzu ve muhtemel duraklarınızı gösterir. Nasıl ilerleyeceğiniz ise tamamen sizin kararlarınıza bağlıdır. Bu harita, geleceğe dair bir tahmin aracı değil, farkındalık ve içsel güç kazanmanız için bir rehberdir.


Kendinizi keşfetmeye hazır mısınız?

Eğer hayatınızdaki olayların anlamını çözmek, kararlarınızı daha bilinçli almak ve potansiyelinizi en üst seviyeye çıkarmak istiyorsanız, kader matrisi haritası tam da ihtiyacınız olan rehber olabilir. Kim bilir, belki de bu harita sizi hayalini kurduğunuz hayata bir adım daha yaklaştırır.


"Kader matrisi haritasını incelerken, ikiz alev bağlantısını öğrendim. Gerçekle yüzleştim! İkiz alevimi tanıyorum. Onun da beni tanıdığına ve bildiğine eminim."


İkiz Alev: Ruhun Diğer Yarısı

İkiz alev, ruhsal yolculuğunuzda en derin bağı kurduğunuz kişi olarak tanımlanır. Bu kişi, ruhunuzun diğer yarısı ya da ayna ruhunuz olarak kabul edilir. Birçok kişi, ikiz alevlerini bulduklarında hayatlarında büyük bir dönüşüm yaşadıklarını söyler.


Peki, ikiz alev nasıl anlaşılır?

Güçlü Bir Çekim: İlk karşılaşmada derin bir bağ ve tanıdıklık hissi oluşur.

Duygusal ve Ruhsal Derinlik: İkiz alevler arasında güçlü bir duygusal ve ruhsal bağ vardır.

Zorlu Bir İlişki Dinamiği: İkiz alev ilişkileri genellikle yoğun duygular ve iniş çıkışlarla doludur. Bu süreç, her iki ruhun da büyümesi ve olgunlaşması için bir fırsattır.

Aynalama Etkisi: İkiz aleviniz, kendinizi daha derinlemesine görmenizi sağlar ve sizi içsel dönüşüme zorlar.


İkiz alevinizi bulmak, ruhsal gelişiminizi hızlandırabilir ve hayatınıza yeni bir anlam katabilir. Ancak bu yolculuk her zaman kolay olmayabilir. İkiz alev ilişkisi, derin duygusal dersler ve bazen zorlu yüzleşmeler içerir.


Artık "neden?" diye sormuyorum. 

Kalbim de ruhum da rahatladı. 

Derin bir OHH! 


Sevgilerimle, 

Aslı


14 Kasım 2024 Perşembe

Görevli Ruhlar

 Herkese merhaba!

 Yolda ilerlerken her geçen gün kurallardan vazgeçiyorum. Düşünüyorum, önceden ne çok sıkmışım kendimi... Haftalık içerik programı yapardım ve sonra da kendime hedefler koyardım. Mesela, "her salı günü mutlaka blog yazmalısın ve her salı - cuma günleri Youtube'a video atman gerekiyor, yoksa başarısızsın." 

 Zaman geçince biraz daha yavaş ilerleyebilir olduğumu fark ettim. Sanki neye yetişiyordum ki? Öğrenmek, okumak, araştırma yapmak daha ağır basmaya başladı. Kendimi bilgi yüklemesi programına aldım, her günümü çok fazla şey öğrenerek geçiriyorum ve sanırım bunları içerik haline getirmek için hala zamana ihtiyaç duyuyorum. Öğrendiklerimizi özümsememiz, kendimizle bir hale getirmemiz ve kendi yorumlarımızı katmamız için zaman gerekmiyor mu?

 Bu süreç içinde kendi ritmimde ilerlemenin asıl başarı olduğunu fark ettim. Bazı zamanlar daha durgun geçiyor, ilerlemiyormuş gibi bir his sarıyor kalbimi. Ama bu his geçici... Anda kalıp farkındalık içinde durmaya devam ettiğimde, ilerlemenin her zaman yüksek tempoda olmak zorunda olmadığını hatırlatıyorum kendime. 

 O kadar uzun bir giriş yazısı yazdım ki, asıl konuşmak istediğim konuya nasıl gireceğimi bilemedim. İç ses böyle bir şey... Fark etmeden bazen beni bir yerden başka yere götürüyor. Akışa kapılıyorum.

 Konuşmak istediğim konuyu unutacaktım ki! Bir baktım başlık olarak önceden yazmışım, oh çok şükür. 

"Görevli Ruhlar" 

 Kaç yaşındasınız bilmiyorum ama bu zamana kadar hayatınıza girip çıkmış insanları düşünmenizi istiyorum. Arkadaşlar, partnerler, iş arkadaşları, komşular, okul arkadaşları... Daha niceleri...

 Hayatınız içinde hepsinin birer görevi vardı. Bazısının görevi yalnızca kenarda öylece durmaktı, bazısının görevi hayatınıza girip alt üst etmekti... Bazısı size sizi yansıtacaktı, bazısı da korkularınızı yaşatacaktı. Her biri tam da olması gerektiği gibi davrandı. 

 Siz görevi bu olan ve bunu yerine getirmiş insanlara neden kızgınsınız ki hala? 

 Meslek tanımlarını düşünün şimdi de... Bir öğretmen, sınıfta size konu anlatıyor veya bir doktor sizi muayene ediyor. Onlara kızıyor musunuz? Bu görevleri yetine getirmek için ordalar, öğretmenin ders anlatması ve doktorun muayene etmesi ne kadar normal geliyor değil mi bize? İşte bizi terk edip giden eski sevgilimizin de bunu yapması o kadar normal gelmeli işte!

 Hayatımıza giren ve bize iyi-kötü bir çok şey öğreten herkes tam da yapması gerekeni yaptı. Gönül rahatlığıyla, tüm kalbimle inanıyorum... Şu anda olduğunuz kişi tam da olmanız gereken kişi! 

 Sizi bu güne getirdikleri için hepsine sonsuz minnetle... Affederek... Yepyeni bir hayata adım atmaya var mısınız? 

 Evet! 


Sizi seviyorum,

Aslı.

3 Kasım 2024 Pazar

Atalardan Miras Kalan Hayaller

 Herkese uzun bir aradan sonra merhaba!

 Atalardan gelen karma... Genetik özelliklerimiz... Kalıtsal hastalıklarımız ve daha bir çok şey. Atalardan taşıdığımız onlarca yük, yapılacak iş ve dikkat edilecek rahatsızlıkları bir kenara bırakıp bugün "atalardan gelen hayalleri" konuşmak istiyorum. 

 Büyük hayalleri olan insanlar, o hayallerin kime ait olduğunu hiç düşündünüz mü? Gerçekten merak ediyorum. Size ait olduğundan emin olduğunuz bir hayaliniz var mı? 

 İyi biliyorum ki atalarımızdan yalnızca kalıtsal hastalıkları, blokajları, negatif inançları veya karmayı devralmadık. Onların bu hayatta gerçekleştirdiği iyi şeyleri veya gerçekleştiremediği büyük hayallerini de bizim gibi sahiplendik. 

 Sıkı sıkı sarıldığınız hayalleri, kendi iradenizle özünüzden getirmiş olsaydınız, o hayalleri yaşamak daha mı kolay olurdu? Atalarımızdan gelen hayalleri bu seviyede ve bu zaman diliminde gerçekleştirmek bize gerçek tatmini sunuyor mu sizce?

 Gitmemiz gereken bambaşka bir yol varsa, ona doğru adım atmayı zorlaştıran da belki onların yükü olan hayaller kısmıdır. İnanın bilmiyorum. 

Kendi deneyimlerimle fark ettim ki, özüme ulaştıkça hayallerim veya kim olduğumu yansıtma şeklim tamamen değişti. Eskiden hayalini kurduğum, istediğimi sandığım her şeyi bir kenara koyabiliyor ve özgürce özümden gelene adım atabiliyorum. 

 Atalarımı... Sevgiyle anıyorum. 

Bambaşka bir hayatı kendi irademle yaşamanın, benim hakkım olduğuna eminim. Ben atalarımın yarım bıraktıklarını değil, kendi hayatımı yaşamayı seçebilirim.  

 Kendi hayallerimi yaşamaya adım adım, mutlulukla! 

Sevgiler,

 

1 Ekim 2024 Salı

Teslimiyet | Deneyimler | Sevgi ve Kapanış

 Herkese merhaba!

 Bugüne özel kendime "Teslim Oldukça Kazandıklarım" isimli bir liste hazırladım. Hayatımı çıkmaza sürüklediğini sandığım her şeyin, teslimiyet içinde serbest bıraktığımda teker teker kendiliğinden halledilmiş olduğunu fark ettim. Biricik listem, uğraşıp yoğun emekler sonrası sahip olduğum hiçbir şeyden yeterince haz almamış olduğumu da gözler önüne serdi. Son cümlem sizde "hiçbir şey için uğraşılmamalıdır, emek verilmemelidir" düşüncesi yaratsın istemem ama emek verilmesi gereken şeylerin, emek vermeye gönüllü kişi veya kişiler tarafından hayat içinde iyi belirlenmiş olması gerekiyor. Yoksa verilen onca emek yalnızca zaman kaybına dönüşüyor. Biliyorsunuz ki bizler için zaman çok kıymetli. Deneyim ile zamanı da iyi ayırt etmeli. Bazen saçma sapan bir ilişkiyi bitirip "deneyim oldu" diyorlar ya. Benim için bu da doğru değil. Önceden bildiğin, sonunu görebildiğin herhangi bir şeyi devam ettirmek deneyim olarak sanılmamalı. İnanın ki gerçekleri görmeyi tercih eden kişiler, her şeyi açık ve net bir harita gibi okuyabiliyor ama diğerleri bu gerçekleri görmezden gelmek istiyor olabilir. Hayatlarını değiştirmekten korktukları için veya yalnız kalmak istemedikleri için veya başka sebeplerle... Fakat yine görüyoruz ki sonuç hep aynı, kapana kısılmış insanlar aynı yollardan yürümeye devam ediyor. Farklı bir yoldan gitmek düşüncesi bile kolay olanı seçen insanlar için kalp çarpıntısı yaratıyor. O çarpıntının sesini duyabiliyorum. 

 İşte...bu aynı yollardan yürümeye ısrar etmek ve devamlı aynı döngüler içinde debelenirken farklı bir şey yaratıyormuş yanılgısı... Bir de üstüne "deneyim oldu" demek. Lütfen kendinizi kandırmayın. 

 Deneyim; durumlar, olaylar veya yaşananlar sonucu insanın hayatında farklı bir anlam bırakan şeye denir. Yoksa aynı ilişki şekli içinde yüzleri değişen, isimleri değişen ama aynı olan insanlarla yaşananlar...maalesef "deneyim" sayılmıyor. 

 Bakın "deneyim" kelimesinin anlamını da koyayım buraya "bir insanın belli bir zaman içinde ya da yaşamı süresince edindiği bilgilerin, gördüğü, geçirdiği durum ve olaylardan elde ettiği görgü ve kılgının tümü" veya bir diğer anlamı "kişinin doğrudan algıları ve etkinlikleriyle kazandığı bilgi, beceri ve tavırların bütünü" yani deneyim olan durum yaşandıktan sonra insan üzerinde bir şeylerin değişmiş olması bekleniyor. Somut ve net bir değişim olmasa bile her bir deneyimde benzerlikler döngüsünün kırılması gerektiğinden söz edebilir miyiz? Kesinlikle evet. 

 Benim de huyum böyle işte, aklımda bir konu belirliyorum sonra bilinç akışı ile aklımın ulaştığı her şeyi sözcüklere döküyorum. Konudan uzaklaşıyorum ve sonra konuyu toparlayamıyorum. 

 Zihnim sonsuz bir okyanus gibi, açıldıkça başka şeyler keşfediyorum. Konunun en başına dönmek de istemiyorum sanki, çünkü çoktan başka bir yere gitmiş oluyorum. Size de öyle oluyor mu? 

 Sanırım benim "başa dönme fobim" var. 

 Yazı yazmaya otururken gergindim sanırım, insanlık adına bir sorunu dile getirdim. Şimdi de bir anda içimi derin bir huzur kapladı. Kızgınlıklarım da bu kadar işte, hemencecik geçiveriyor. 

 Herkesi ve her şeyi sevme perilerim geldi bir anda. 

Biricik arkadaşlarım bu yazı da böyle olsun, başa dönüp konuyu okuyup yazıyı düzenleme isteğim bile yok. Lütfen bana kızmayın olur mu? 

 Çünkü sizi çoook ama çok seviyorum! Her zaman da seveceğim. Sevmek çünkü...benim için kolay. Her zaman bir yanım sevmek için ağır basıyor, kıyamıyorum. Sevdikçe seviyorum. İyi ki varsınız. 

 İyi uykular,

 

 



24 Eylül 2024 Salı

Kendini Sevmek ve Sevgiye Değer Görmek

 İnsanın kendini sevmeye karar vermesi, hayatında daha önce hiç görmediği bir çıkış kapısının aniden belirmesi ve o kapıdan başka bir hayata kolayca geçivermesi gibi çarpıcı bir etki bırakıyor. Başlangıçta değişimin ne olduğunu tam anlayamıyorsun ama zaman geçtikçe her şey netleşiyor. Gereksiz onca iş, seni temsil etmeyen ve omuzlarında yalnızca yük olan sayısız kişi çıkıp gidiyor hayatından. Tazeleniyorsun, temizleniyorsun. 

 Benim, kendimi sevmediğim gerçeği ile yüzleşme şeklim can yakıcıydı. Gerçekten değer verdiğim, derinden sevdiğim birinin bana "seni sevmem için önce senin kendini sevmen gerekiyor, sen kendini seveceksin ve benim sende açtığım yaraları kendin saracaksın ki işte o zaman gerçekten sevilebilirsin" buna benzer bir şeyler demişti. Benim kadar iyi bir cümle kuramamıştı belki ama sözlerinin özü buydu. 

 İşte bu sert yüzleşmeden sonra daha çok dağıldım. Artık daha fazla dağılamayacağımı anladığım ve kendimi cezalandırmaktan vazgeçtiğim anda kendimi sevmeye karar verdim. İyi veya kötü çok şey yaşanmıştı. Her şey geride kalmıştı ve ben geçmişi, geçmişte bırakmalıydım. Bu muhteşem farkındalık için, beni önce yakıp kül edip sonra acılar içinde tekrar doğmamı izleyen biricik kişiye sonsuz sevgilerimi gönderiyorum. Akrepler kendileri için tehlikelidir diyoruz ya, bence en çok benim için tehlikeliydiler. Geçmişe baktığımda, hayatımda her ne dönüm noktası yaşadıysam bi tane akrep kişisinin ellerinin değmiş olduğunu fark etmiştim. Tabi bu farkındalıklar da geçti, her şey çok değişti. Çünkü en başta ben değiştim, değişmek zorunda kaldım. İyi de oldu tabi. Artık kendisini seven, kendisini sevdiği için kendisine nasıl davranması gerektiğini bilen biriyim. Bu benim için hayattaki çoğu şeyden daha değerli. 

 Ben isterim ki, böyle zehirli birileri ile tanışmadan herkes kendiliğinden kendisini sevmeyi, kendisine şefkatli olmayı, kendisini sarıp sarmalamayı öğrensin. 

 Bunun için de sizlerin yanında ben varım. Severek, şefkatle ilgilenerek, güzellikle ve kolaylıkla "insanın kendisini sevmesinin nasıl bir şey olduğunu" anlatmak istiyorum herkese. Biliyorum, bu bizi kurtaracak. Koşulsuz sevgiyi kendimize hatırlatmak, ruhumuzu aydınlatmak bizi ve geleceğimizi kurtaracak. Hatta sadece bizi ve geleceğimizi değil, hayvanları ve doğanın geleceğini de kurtaracak. Aydınlık yarınların var oluşuna, koşulsuz sevgi şelalesinde yıkanmış ruhlar şahit olacak. İnanın ki bu şahitlik hepimiz için çok değerli. 

 Kendisini sevmeye karar veren biri nasıl davranır?

1. Sana iyi gelmediğini içten içe çok iyi bildiğin her şeyi bırak, kendinden uzaklaştır. Yemek rutini, kişiler, arkadaşlar, sevgili, aile bireyleri dahil. Birilerine ayıp olacak diye hayatında tutmaya çalışmaktan vazgeç. Onlar birer parazit gibi içten içe yiyip bitiriyorlar insanı. Bu eziyeti kendine yapma. 

2. Sevmediğin işte çalışma. Git bir kafede servis personeli ol mesela (hayatımın bir dönemi ben öyle yapmıştım, çok güzeldi)

3. Bir türlü yürümeyen, tıkanık işleri veya ilişkileri beklemekten vazgeç. Olsaydı çoktan olurdu, 1 dakika daha kaybetme! Zaman çok kıymetli. Kimse için zaman kaybetme.

Bu ilk 3 madde temizlik için çok önemli. Bunları uyguladın, o sana değer katmayan ve yük olan kalabalıktan kurtuldun diyelim. Şimdi neler yapacaksın onları listeliyorum. 

1. Çok sevdiğin bir şeyi, hobiyi geliştir. Gelecekte kendi işin, para kazanacağın şey o olacak. 

2. Dürüst ol, herkese ve her şeye karşı doğru söylemek zorundasın. Bunu unutma. En başta kendini iyi hissetmek için kendine ve diğerlerine dürüst olmayı seç.

3. Birine karşı en küçük bir hissin, sevgin veya ilgin varsa bunun için adım at. Çekinme. İlgini belli etmek özgüvenli olmaktır. İş işten geçtikten sonra "keşke yapsaydım" demek yerine en azından denemiş olursun.

4. Sevdiğin kişilerle birlikte çalış, onlar kazanırsa sen daha çok kazanırsın.

5. Arkadaşlarının ve ailenin kıymetini bilip onlar için fedakarlık yapmaktan korkma. 

6. Kendin ol ve kendin olarak çok değer göreceğini ve bunun doğuştan gelen hakkın olduğunu kendine hatırlat.

7. Öz bakımına, sağlığına ve ne yediğine çok dikkat etmen lazım. Yediğimiz besinler bizim kim olduğumuzu yansıtır. Dengeli olması çok önemli. Hormon analizlerine, periyodik doktor kontrollerine önem ver.

8. Her gün farklı bir şey yapmaya çalış. Yürüdüğün yolları değiştirmek gibi, yeni bir yemek tarifi denemek gibi basit şeyler de olabilir. Beyni şaşırtmak çok önemli. 

Aklıma ilk gelenler bunlar, liste uzar gider. Sizin de aklınıza gelenler varsa lütfen benimle paylaşın. Yanımda olduğunuz için sonsuz minnetle, sizi seviyorum!  

7 Eylül 2024 Cumartesi

Sevgi İyileştiricidir!

Sevgiler herkese,

 Kalbimdeki sevginin sınırlarını aştığını hissediyorum, belki sınırlar yalnızca zihnimizdedir. Belki gerçekte sınırlar da yoktur, engeller de. Kalbimi bir okyanus gibi, uçsuz bucaksız olarak imgeliyorum. Bir dünyadan çok daha fazlası. Sevebileceğim şeylerin neler olacağına dair fikrim bile yok, yalnızca derinden sevgi hisleri... Tüm bedenimi saran, var olan her şeyi ve herkesi saran bir sevgi var kalbimde. 

 Eskiden olsa kötü şeyleri görünce umutsuzluğa kapılır belki korkar belki kızgınlık hissederdim. Şimdi kötülüğe dahi değişik, tanımsız bir şefkat hissediyorum. İnsanların eksikliklerini, yaralarını, hırpalanmış ruhlarını ve acıyan duygusal bedenlerini görüyorum. Elimden gelse de karanlığı sarıp sarmalasam... Karanlığı da içimde özümseyip iyileştirsem. İnanıyorum ki değişeceğine, inanıyorum ki doğru bir adımla herkes ve her şey iyileşebilir. 

 E hep demiyor muyuz? 

"Sevgi iyileştiricidir." 

 Peki ya karanlıkta kalan ruhlar için de geçerliyse bu? Belki onlar da sevgi diliyle karşılaştıklarında bambaşka iyi bir şeye dönüşeceklerse... Vazgeçmeyelim onlardan. Sevginin evrensel dilini iyi-kötü-çirkin-güzel ayırt etmeden yayalım. Işığı ancak bu şekilde çoğaltabiliriz. 

Hepimiz birbirinden özel ruhsal ışık varlıklarıyız. Benzersiz özelliklerimizle bir ve bütünüz. Tamamlanmak için aynı olmamıza gerek yok. Bambaşka parçalar olarak da sevgiye hizmet edebiliriz. 

Sevgiye nasıl hizmet edeceğiz? 

 İlk olarak ayrım yapmadan, parçalamadan bir bütün olarak göremeye çalışacağız. İnsanları, doğayı, hayvanları, bilinç seviyeleri birbirinden farklı her şeyi ve herkesi. Bir bütün olarak görürsek sevmek kolaylaşır. 

 İkinci olarak, insanların birbirine çok benzediğini, aynı şeyleri isteyip aynı yollardan geçtiğini fark edeceğiz; ama bir o kadar da farklı ve eşsiz olduğunu kabul edeceğiz. 

 Üçüncü, en en en hassas olduğum yer! Hayvanlar ve doğa... Dünya üzerindeki en en masum varlıklar, hayvanlar... Hepsi! Sadece evcil olanları değil, hepsini ayrı ayrı çok masum görüyorum. Onların varlıklarına ve yaşam alanlarına yeterince saygı göstermiyor olduğumuz için derinden üzüntü duyuyorum. Ama hala umudum var, biliyorum. İnsanlık olarak saygılı olmayı da öğreneceğiz, her gün daha çok fark ediyoruz ve ışığa doğru küçük adımlarla yürüyoruz. 

 Şu an çok karanlık! Biliyorum. 

 Karanlığı da sarıp sarmalayıp aydınlığa çevirecek kalplerimiz olduğunu görüyorum. Karanlıktan korkmadan sevgiyle yüzleşelim. Hadi gelin birlik olalım. Karanlığı iyileştirelim ve aydınlığı çoğaltalım. 

İyi ki varsınız. Güzel kalpli okurlarım, takipçilerim. Sizi çok seviyorum!

 





İyileşmek ve İyi Hissetmek Arasındaki Fark: İçsel Çocuğunuzla Tanışmak

  İyileşmek ve İyi Hissetmek Arasındaki Fark: İçsel Çocuğunuzla Tanışmak  Bir gün kötü hissedersiniz, bir şeyler yaparsınız — sevdiğiniz bir...