Hayatınıza giren, yeni tanıştığınız biriyle "iletişim kurmaya devam etmek veya etmemek" kararını neye göre veriyorsunuz?
Kendi istediğiniz ve hayal ettiğiniz ilişki modelini, onunla karşılıklı fayda ve mutluluk yaratabilecek şekilde yaşayabileceğinize olan inancınız, ondan hoşlanmanız, belki içinizden gelen bir ses veya his... Muhtemelen bu gibi düşünceler nihai kararınıza etki ediyor olabilir. Ben ise bu yazımda, bir kadın olarak yeni tanıştığım bir erkekle iletişime devam edip etmemek konusuyla ilişkilendirip "duygusal emek" kavramını incelemek istiyorum.
Duygusal emek ifadesi, ilk olarak Arlie Hochschild tarafından The Managed Heart kitabında ortaya atıldı. Duygusal emek gerektiren ilişkiler, genellikle çevremizdeki diğer insanlarla yüz yüze veya sesli olarak iletişimi gerektirmektedir. Yani hayatımda, uzakta olup görmediğim veya düzenli olarak istikrarlı şekilde konuşmadığım birine duygusal olarak emek vermemeliyim. Her konuda yoktan var eden bir yapım olduğu için yakın geçmişte, var olmayan bir ilişki içinde, duygularım varmış gibi yaşayıp kendimce emek verdiğim bir dönem yaşamıştım. Deneyimlerimden ders alarak, ilişkiler adına keskin sınırlar içinde esnek olabilmeyi öğrendim. Amiyane tabirle "eğlenecek ve sevgili olunabilecek erkekler" ile "evlenilecek ve emek verilecek erkekler" arasındaki farkı biliyorum.
Ek olarak, söz konusu ilişkiler olduğunda duygusal emek, hali hazırda var olan bir ilişkinin duygusal sağlığına yönelme çabasını da ifade eder. Süregelen bir ilişki içinde duygusal emeğin ağırlığı herkesi, özellikle de kadınları olumsuz etkileyebilir. Bu sebeple biz kadınların, yukarıda belirtmiş olduğum iki erkek tipini iyi ayırt etmesi ve buna göre ilişkiye emek verip vermeyeceğinin kararını iyi vermesi gerekmektedir. Kadınların, içinde bulundukları ilişkilerde yaşadıkları tükenmişlik hislerinin, erkeklerden daha fazla risk altında olduğu gerçeğini de kabul etmeliyiz. İyi gitmeyen bir ilişkiyi, bunca zaman verdiği onca emeğe kıyamadığı için devam ettirme zorunluluğu hisseden çoğu insan, o mutsuzluğun içine ruhunu hapsediyor. Ben ise, cesaretli davranıp iyi gitmediğini fark ettiğim ilişkiden, teşekkür ederek ayrılmanın özgürlüğünü defalarca yaşamış biri olarak en doğrusunun bu olduğunu savunuyorum.
Evlenilecek ve emek verilecek erkekler harici herhangi bir erkek kişisine, ilişkisel anlamda en küçük duygusal emek vermeyeceğimin kesin kararıyla her gün kendimle gurur duyuyorum. Dilerim ki herkes ne istediğini bilir ve ona göre muhteşem eşleşmelerle bir ömür mutlu yaşar!
Sevgiler,
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder