"Bırakmak özgürlükse, şimdi özgürüz ikimiz de"
Hayat planladığımız gibi gitmediğinde çoğumuzun içinde aynı refleks uyanır:
Bir şeyler ters gidiyor.
Daha çok düşünmeliyim.
Daha çok kontrol etmeliyim.
Çünkü zihin belirsizliği sevmez.
Beyin için öngörülebilirlik güvenlik demektir. Belirsizlik ise tehdit.
Bu yüzden planlar bozulduğunda zihinsel alarm sistemi devreye girer. Olası senaryolar üretilir, geçmiş tekrar tekrar analiz edilir, “ya şöyle olsaydı” düşünceleri zihni işgal eder.
Ve biz bunu çözüm sanırız.
Oysa modern psikoloji şunu açıkça gösteriyor:
Kontrol etmeye çalışmak, kontrol hissini artırmaz ama kaygıyı artırır.
Çünkü kontrol çabası, zihne şu mesajı verir:
“Demek ki gerçekten tehlikedeyiz.”
Böylece zihin daha çok tetikte kalır. Daha çok düşünür. Daha çok senaryo üretir.
Ve kişi, hayatı yönetmeye çalıştıkça onun içinde sıkışmaya başlar.
Dayanıklılık Kontrol Değil, Esnekliktir
Uzun yıllar psikolojik dayanıklılık, güçlü olmakla karıştırıldı.
Sarsılmamak, dağılmamak, planı korumak…
Oysa güncel araştırmalar dayanıklılığı bambaşka bir yerden tanımlar:
Psikolojik dayanıklılık, hayatın değişkenliğine uyum sağlayabilme kapasitesidir.
Yani mesele hayatı sabit tutmak değil, onunla birlikte hareket edebilmektir.
Planların sapması başarısızlık değildir.
Çoğu zaman bu sapmalar:
• bakış açımızı genişletir
• kimliğimizi esnetir
• bizi daha olgun bir versiyonumuza taşır
Ama bunu görebilmek için kontrol refleksinden bir adım geri çekilmek gerekir.
Kabul Pasiflik Değildir
Kabul, çoğu zaman yanlış anlaşılır.
Kabul etmek, vazgeçmek değildir.
Boyun eğmek değildir.
Umursamamak hiç değildir.
Kabul, olanı çarpıtmadan görebilmektir.
Araştırmalar gösteriyor ki kişi direnmeyi bıraktığında sinir sistemi regüle olur. Tehdit algısı azalır. Zihin çözüm moduna geçer.
Yani kabul:
Bir teslimiyet değil, bir düzenleme becerisidir.
Gerçeklikle savaşmayı bıraktığımızda, onunla çalışmaya başlarız.
Gecikmeler Bazen Kayıp Değildir
Hayat her zaman bizim zaman çizelgemize göre ilerlemez.
Ama ilginç bir şekilde insanlar hayatlarının dönüm noktalarını çoğu zaman geriye dönüp baktıklarında anlamlandırır.
Bir gecikme, bir iptal, bir yön değişimi…
O anda engel gibi görünür.
Sonradan ise hazırlık olduğu fark edilir.
Bizi koruyan, yönümüzü düzelten ya da henüz hazır olmadığımız bir kapıyı kapatan süreçler olabilirler.
Zihin kontrolü bırakmayı tehdit olarak algılar.
Ama çoğu zaman gerçek güvenlik, her şeyi yönetmeye çalışmayı bıraktığımızda başlar.
Özgürlük Nerede Başlar?
Zihin geçmiş ve gelecek arasında savrulmayı sever:
Geçmişte pişmanlık üretir.
Gelecekte kaygı.
Ama sinir sistemi yalnızca şu anda regüle olabilir.
"Anda kalmak spiritüel bir ideal değil; bilişsel bir beceridir."
Şu anla temas ettiğimizde:
• zihinsel gürültü azalır
• beden sakinleşir
• tehdit algısı düşer
Ve hayat, yönetilmesi gereken bir problem olmaktan çıkıp deneyimlenebilecek bir akışa dönüşür.
Belki de gerçek güç,
Hayatı kontrol edebilmekte değil, onunla birlikte hareket edebilmekte.
Ve belki de gerçek özgürlük, kontrol yanılsamasını bıraktığımız yerde başlar.
Sevgilerimle,
Aslı
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder