Ben size yazmayalı Sezgisel Anatomi seminerinde "Sinir Sistemi, Deri, Gözler ve Beyin" eğitimlerini tamamladık. Dün işlenen "Beyin" benim için çok kaotik tetiklenmelere sebep oldu. Her ders öncesi test edilmesi gereken inanç listesi yayınlanır ve kas testi yaparak o günü belirten inançların bizlerde olup olmadığı kontrol edilir. Amaç, günlük olarak inançları tespit etmek ve bize faydası olamayan negatif inançların köküne inip şifalandırmayı sağlamaktır.
Sinir Sistemi, Geri ve Gözler için ayrı ayrı yoğun hırpalanma yaşamadım, şanslıyım. Fakat "Beyin" günü inançları ve inanç çalışması beni yerle bir etti. Hem çok fazla değiştirmem gereken inanç olduğunu fark ettim, hem çalışma sırası sebebiyle benim inanç değişimim zamansal olarak ertelendi. Hem de çalışmalarımı yaparken sürekli engellendim. Mesela meditasyon sırasında 7. varoluş seviyesinde kalamadım, düzenli olarak düşüşler yaşadım ve bilinç olarak defalarca kayboldum.
Sonuç olarak 2009 yılında yaşadığım bir kazaya gittim, durumu sorguladım ve kendi gerçekliğimi görmeyi seçerek bu konudan da özgürleştim. Derin ve güzel bir nefes alabiliyorum şu an!
Size anlatmak isterim ki, ben 2009 yılı Haziran ayında (günü hatırlamıyorum) evimizin balkonundan düşmüştüm. Evimiz 3.kattaydı ve düştüğüm yer sert bir topraktı. Ben 14 yaşındaydım ve su çiçeği olmuştum. Ergenlik çağında su çiçeği olmak, normal hastalık seyrinden daha ağır geçirmeye sebep oluyormuş (bilmiyordum) ve iyi hatırlıyorum ki evde hasta olarak yatıyordum. Gece serinlemek için balkona çıktım ve duvara oturdum. Sonra da karşıya, gökyüzüne doğru baktığımı hatırlıyorum. Güzel bir esinti geldi tüm bedenim ferahladı o serinlikle. Sonra da sabah insanlar başımdayken uyandım, ne olduğunu bilmiyordum. Sonradan öğrenecektim ki, gece bayılmışım ve 3. kattan düşmüşüm. Kapıcı bulmuş beni sabahın ilk saatlerinde. Yukarı çıkıp babama haber vermiş derken hastane serüvenim başladı. Hastanede olduğum ilk zamanlarda yine balkondan düştüğümden habersiz, su çiçeği yüzünden hastanede olduğumu sanarak zaman geçirdim. Daha sonra kendime gelince anlattılar bana balkondan düştüğümü ve her yerimin kırıldığını.
En korktuğum an, minik bir aynayla yüzüme baktığımda gördüğüm manzaraydı. Sağ elmacık kemiğim de kırılmıştı ve yüzüm tanınmaz haldeydi. Ek olarak, sol bacağım tam kırıktı, sağ kalçam çıkmıştı, omurga kemiklerimde de kırıklar vardı. Önce titanyum takılması için kalçamın yerine oturmasını bekledik günlerce, devamında ameliyat oldum ve sol bacağımda hala titanyum ile yaşıyorum. 3 ay boyunca demirli sert bir korse giydim. Boynumda da hasar olduğu için bir süre de boyunluk takarak yattım. İlk oturmaya başladığımda midem bulanıyordu. Vücudum önceden sahip olduğu tüm alışkanlıkları unutmuştu. Yeniden yürümeyi öğrendim. Bacaklarımdaki kasları tekrar aktive etmek için, tekrar basamak çıkabilmek için hep çalıştım.
Bu yaşadığım olayla ben, hayatın kıymetini bıçakla keser gibi öğrendim. 3 ayın sonunda, tekrar ayağa kalktığımda aynı kişi değildim. Bambaşka biri olmuştum.
Bu deneyimin bana sağladığı tüm öğretileri alıp, altta kalan inançlarımı da değiştirdim. Derinlerdeki hissettiğim en karanlık duygularımla yüzleştim. Şimdi çok daha iyiyim.
Bu süreçte 3 ay boyunca bana bebek gibi bakan, regl dönemlerimde pedime kadar takan biricik annem... Hakkın bende çok ayrı. Bu olayda kendisini suçlayıp 1 günde saçları bembeyaz olan biricik babam... Senin kalbinin en hassas en kırılgan yerlerinden öpüyorum!
Annem ve Babam... Sizi çok seviyorum!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder